MEDENİ DÜNYA DİKEN ÜSTÜNDE!

MEDENİ DÜNYA DİKEN ÜSTÜNDE!

ABONE OL
03.03.2022 10:33
MEDENİ DÜNYA DİKEN ÜSTÜNDE!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Rusya, Ukrayna’ya savaş açınca bütün dünya ayağa kalktı. Önce Amerika, peşinden Avrupa ve daha sonra bilumum dünya ülkeleri tek ses ve tek yürek oldu. Rusya’nın kural tanımaz saldırganlığı karşısında hemen herkes yekvücut oldu. Müthiş bir tepki ortaya konuldu, olağanüstü bir reaksiyon gösterildi. Dünya çapında milyonlar sokaklara döküldü, “Savaş istemiyoruz!” diyerek meydanlara aktı. Başta Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede hatta Rusya’da bile savaş karşıtı gösteriler düzenlendi. Futbol sahaları, tenis kortları, şehir meydanları “Savaşa Hayır!” nidalarıyla yankılandı.


Özellikle Amerika ve Avrupa ülkeleri tarafından en ağır yaptırımlar devreye sokuldu, en katı ambargolar uygulandı, en şiddetli tepkiler verildi, en sert kınamalar yapıldı. Ülkeler insani yardım göndermekle kalmadı, silah sevkiyatı ve hatta gönüllü olarak Rusya’nın karşısında savaşmak için bile sıraya dizildi.


Öte yandan işgal hareketi başlatan Rusya yedi başlı ejderha gibi dört koldan kuşatıldı. Derhal yok edilmesi gereken insanlık düşmanı bir canavar gibi etrafı sarıldı; şeytanlaştırıldı, lanetlendi. Böyle bir adımı attığına atacağına pişman ettirildi, nefes alamaz hale getirildi.


Önce sistematik yaptırımlarla finans sisteminden ihraç edildi, küresel organizasyonlardan izole edildi, sportif etkinliklerinden diskalifiye edildi, hatta maçlarda milli marşının okunması bile yasaklandı. Başta FIFA, UEFA, Olimpiyat Komitesi olmak üzere birçok spor organizasyonu tarafından saf dışı bırakıldı. Eurovision’dan bile çıkarıldı. Bugüne kadar Dünya’nın farklı ülkelerinde yaşanan dramlara sessiz kalan, mazlumların çığlıklarına kulaklarını tıkayan, Ortadoğu’da işlenen soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına seyirci kalan Uluslararası Ceza Mahkemesi bile daha fazla tepkisiz kalamadı ve Başsavcı soruşturma için harekete geçti.


Bütün bu hamleler karşısında neye uğradığını şaşıran koskoca Rusya Federasyonu Uluslararası arenada resmen madara oldu. Başta politik, ekonomik ve askeri alanlar olmak üzere her alanda felç edilen Rusya, koca dünyada bir başına kaldı. Hırsıyla, öfkesiyle, gözü dönmüşlüğüyle baş başa ve yapayalnız kaldı.


Belki de dünya tarihinde ilk defa böylesi bir duyarlılık hasıl oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan insani değerler yeniden hatırlandı. Şiirlerde yazılan demokrasi can buldu, insan hayatının önemi vurgulandı, sivil can kayıplarına karşı ses yükseltildi. Doğru ya, haksız bir işgal söz konusuydu, buna sessiz kalınması beklenemezdi! Elbette ki bu saldırganlık karşısında sus pus kalınmayacaktı, ne de olsa medeniyet bunu gerektiriyordu. Bu müthiş kenetlenme sayesinde dünyanın süper gücü bile hizaya getirilebiliyordu. Amasız, fakatsız, mazeretsiz bir dayanışmadan taviz vermeyince bütün planlar alt üst olabiliyordu. Demek ki isteyince oluyordu, demek ki kanla beslenen en kudretli otoriteler bile rezil ü rüsva edilebiliyordu, demek ki en korkunç silahlar bile işlevsiz kalabiliyordu, demek ki kötülükle mücadele edilebiliyordu.


Fakat heyhat! Gel gör ki bugüne kadar hiç böyle olmamıştı. Tanıdığımız dünya bu değildi. Bugüne kadar dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen ve yüzbinlerce insanın ölümüne yol açan savaşlar karşısında kafasını kuma gömüp görmezden gelen, kılını kıpırdatmayan, yalnızca kınamakla yetinen ‘büyük devletler’ neden bugün rahatsız oldu? Dünyanın yarısı kan ve gözyaşı içinde kıvranırken kendileri bir masal dünyasındaymış gibi mışıl mışıl uyuyan Amerika ve Avrupa ülkelerinin yani sözüm ona ‘Medeni Dünya’nın uykusu neden kaçtı? ‘Bir damla petrol bir damla insan kanından daha kıymetlidir’ diyen, türlü entrikalarla suni örgütleri sahaya sürerek insanların hayatını cehenneme çeviren bu ‘savaş organizatörleri’ ne oldu da bugün birer ‘barış meleği’ne döndü? Nasıl oldu da birden bire bütün dünya bu haksız işgal karşısında aynı pozisyonu aldı?


Doğru ya, burası Afganistan değildi, hele ki Irak, Suriye, Filistin, Libya, Tunus, Yemen, Sudan hiç değildi… Burası Avrupa’ydı, yani ‘Medeni Dünya’ydı!’ Zaten kendileri de üstüne basa basa bunu ifade etmediler mi? Gazeteciler ve siyasiler savaşın ilk gününden itibaren bu ayrımcı tutumu sözleriyle açığa vurmadılar mı?


Ukrayna Başsavcı Yardımcısı David Sakvarelidze: “Bu benim için çok duygusal, çünkü mavi gözlü ve sarışın Avrupalıların her gün Putin’in füzeleri tarafından öldürüldüğünü görüyorum.” BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ağlamaklı bir sesle savaşı durdurması için adeta Rusya’ya yalvarıyor: “Başkan Putin insanlık adına askerlerinizi geri çekin. İnsanlık adına lütfen Avrupa’da yüzyılın en büyük savaşını başlatmayın. Bu hem Ukrayna için hem Rusya için trajik olur ve şu anda öneremeyeceğimiz bir etkiye yol açar. Bu görev sürem boyunca yaşadığım en üzücü an.” Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen “Ukrayna bize ait, bizden biri ve onları aramızda görmek istiyoruz. Bir kez daha Avrupa’nın merkezinde masum kadınlar, erkekler ve çocuklar ölüyor ya da hayatlarından endişe ediyor. Bu karanlık zamanlarda Avrupa Birliği ve halkı Ukrayna’nın yanındadır.” Diyor. Yine uluslararası mecrada tanınmış pek çok haber kanalında gazeteciler ve yorumcular tarafından aşağıdaki sözler sarf ediliyor: “Ama burası Irak veya Afganistan gibi on yıllardır çatışma bölgesi olarak görülen yerler değil.”, “21. Yüzyıldayız, bir Avrupa şehrindeyiz, ama sanki Irak ya da Afganistan’daymışız gibi seyir füzesi ateşimiz var. Hayal edebiliyor musunuz?”, “Burası gelişmekte olan bir üçüncü dünya ülkesi değil, burası Avrupa!”


Peki bu çifte standart niyeydi? Yani kara gözlü, esmer çocukların günahı neydi? Onların ülkelerine savaş manzaraları reva görülürken neden Amerika ve Avrupa ülkelerine toz kondurulmuyordu? Çünkü diğer ülkelerde meydana gelen kaosun faili bizzat kendileriydi, çünkü savaş çarkını çeviren onlardı. Çünkü dünyanın geriye kalan ülkelerini refah ve mutlulukları için sadece birer araç olarak görüyorlardı. Çünkü onlara göre Amerika ve Avrupa dışında kalan dünya medeni değildi! Bu yüzden savaş, yoksulluk ve sefalet onların kaderiydi!


Bütün bu ayrımcı, bu ötekileştirici, bu bencil ve gayriinsani tutumu bir kenara bırakıp ırk, din, dil, renk, cinsiyet, mezhep ve bütün farklılıkları bir zenginlik addederek yeryüzünde yaşayan bütün insanlara aynı acıma duygusuyla yaklaşabilen, aynı duyarlılıkla eğilen ve dolaysıyla aynı olaylara aynı reaksiyonları gösterebilen bir dünya toplumu haline gelmeliyiz.


Rusya-Ukrayna savaşı hepimiz için bir ders, bir ibret vesikası olarak önümüzde dururken bundan sonra yaşanabilecek haksız, hukuksuz girişimler karşısında bu kolektif tutumu ve bu evrensel vicdanı diri tutmalıyız. Böylece Dünya düzenini bozan, demokratik kazanımları hiçe sayan, bir yerleri işgal etmek için türlü bahaneler üreten, ülkelerin bağımsızlığına göz diken bütün emperyalist güçler, bütün savaş baronları ve bütün barış düşmanlarına karşı caydırıcılık gücü kullanılmalı ve onlara karşı ortak bir tavır alınmalıdır. İşte o zaman “Medeni Dünya” sıfatı hak edilmiş olur.

NİHAT MEHMETOĞLU

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP